/si.lɑh/
KökenArapça سِلاَحٌ (sila:ħ)
- Saldırı ya da savunma amacıyla kullanılan her türlü darp edici, kesici, delici, patlayıcı v.b. araç, pusat
“Cinayet silahı, nükleer silah.”
- (mecaz) Birini ikna etmek, bir tartışmayı kazanmak v.b. amaçlarla kullanılan her türlü etkili söz veya nesne
“Sanığın üç hafta önce yerel bir gazeteciyle yaptığı röportaj iddia makamının en etkili silahı oldu.”
“Yalnız katlanmamı değil katlanmam gereken şeyi yapması için eline silah vermemi de istiyordu.”
Biçimlersilahı(accusative) · silahlar(plural)