- gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kişi, şahit
“Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı.”
- duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kişi, şahit
Biçimlertanığı(accusative) · tanıklar(plural) · tanık(singular, nominative) · tanıklar(plural, nominative) · tanığı(singular, accusative) · tanıkları(plural, accusative) · tanığa(singular, dative) · tanıklara(plural, dative) · tanıkta(singular, locative) · tanıklarda(plural, locative) · tanıktan(singular, ablative) · tanıklardan(plural, ablative) · tanığın(singular, genitive) · tanıkların(plural, genitive) · tanığım(possessive, singular, first-person, nominative) · tanıklarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · tanığımı(possessive, singular, first-person, accusative) · tanıklarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · tanığıma(possessive, singular, first-person, dative) · tanıklarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)