- insan yaşamayan ıssız yer
- kendi kendine yetişen bitki
- aile ocağından uzak olan yer
“Az değildir varmadan senin gibi yurduna. Post verenler yabanın hayduduna, kurduna.”
- yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse
“Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı.”
- vahşi olan, evcil olmayan canlı
“Yaban keçisi. Yaban kedisi.”
- ıssız
“Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler.”
- Bir soyadı. Yabancı, yabani, vahşi
- Bir soyadı. yapan, yapıcı
Biçimleryabanı(accusative) · yabanlar(plural) · daha yaban(comparative) · en yaban(superlative) · Yaban'ı(accusative)