sɑnɑt, sɑnɑtlɑɣ
- Duygu ve düşünceleri göze ve gönle hitap edecek şekilde söz, yazı, resim, heykel vb. ile ifade etme konusundaki yaratıcılık.
“Bir oyunun on beş gün sürmesi bir sanat hadisesi olduğunu gösterirdi.”
“Müzecilik çalışmaları ile birlikte resim çalışmalarını da sürdüren Osman Hamdi Bey doğu anlayışı ile yaptığı figürlü kompozisyonları ile Türk resim sanatının başarılı bir temsilcisi oldu.”
- Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım.
“İtiraf edelim ki dünkü halkımız henüz sanata karşı hazırlıklı olmadığı için çok büyük müşkülata maruz kalıyordu.”
“Coşkun Aral'ın da katıldığı Caddebostan'daki etkinlikte büyükten küçüğe bir çok insan sanatını konuşturdu.”
- Bir şey yapmada gösterilen ustalık.
- Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü.
- zanaat
Biçimlersanatı(accusative) · sanatlar(plural)