[e̞c.ˈme̞c]
OriginOsmanlı Türkçesi اكمك, o da Eski Türkçe epmek (epmek), ötmek (ötmek) kelimelerinden gelmektedir.
- Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılan yiyecek; nan, nanıaziz.
“Odayı, tatlı, sıcak bir kızarmış ekmek kokusu bürümüş.”
- (mecaz) İnsanı geçindirecek iş; kazanç.
“Biz iyi kötü tiyatroya bağlamışız ekmeğimizi.”
- dialectalyemek
“Ekmeği bizde yiyelim mi? Allah ne verdiyse.”
- Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek.
- Toprağı ekip biçmek için kullanmak.
“Ancak senede otuz dönüm ekebiliyor.”
- serpmek.
- Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak.
- slangBirini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek; savuşmak, atlatmak.
- slangParayı boşuna harcamak.
- slangYarışta geçmek.
Formsekmeği(accusative) · ekmekler(plural) · ekmek(singular, nominative) · ekmekler(plural, nominative) · ekmeği(singular, accusative) · ekmekleri(plural, accusative) · ekmeğe(singular, dative) · ekmeklere(plural, dative) · ekmekte(singular, locative) · ekmeklerde(plural, locative) · ekmekten(singular, ablative) · ekmeklerden(plural, ablative) · ekmeğin(singular, genitive) · ekmeklerin(plural, genitive) · ekmeğim(possessive, singular, first-person, nominative) · ekmeklerim(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · ekmeğimi(possessive, singular, first-person, accusative) · ekmeklerimi(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · ekmeğime(possessive, singular, first-person, dative) · ekmeklerime(possessive, plural, first-person, singular, dative)