/ha.ˈjat/
KökenOsmanlı Türkçesi حیات sözcüğünden devralındı, Arapça حَيَاة (ḥayāh).
- Canlı, sağ olma durumu.
- yaşam
- yaşantı:
- Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi:
- Geçim şartlarının bütünü:
- Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma:
- kader
“Hayat onları bir türlü birleştirmedi.”
- Yaşamayı sağlayan şartların bütünü:
- Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi:
- dialectalGenellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa.
- dialectalavlu
Biçimlerhayatı(accusative) · hayatlar(plural) · hayat(singular, nominative) · hayatlar(plural, nominative) · hayatı(singular, accusative) · hayatları(plural, accusative) · hayata(singular, dative) · hayatlara(plural, dative) · hayatta(singular, locative) · hayatlarda(plural, locative) · hayattan(singular, ablative) · hayatlardan(plural, ablative) · hayatın(singular, genitive) · hayatların(plural, genitive) · hayatım(possessive, singular, first-person, nominative) · hayatlarım(possessive, plural, first-person, singular, nominative) · hayatımı(possessive, singular, first-person, accusative) · hayatlarımı(possessive, plural, first-person, singular, accusative) · hayatıma(possessive, singular, first-person, dative) · hayatlarıma(possessive, plural, first-person, singular, dative)